|
Hazırlayan: Küşad ŞİRİN
Uzun yılların fotoğraf sanatçısı, Sedef Color'un yöneticisi ve bir balık meraklısı Cengiz BASUT ile sıradışı bir sohbeti sizlerle paylaşacağız.
Cengiz Bey babadan devraldığı fotoğrafçılık sanatına yıllarını vermiş bir dostumuz, abimiz, müşterimiz. Babadan devralmış kelimesinin
altını çiziyorum, çünkü bu işte o kadar uzun zamanını geçirmiş ki, bunu en güzel ifade etmenin yolu nesilden nesile geçişin altını çizmek.
Kendisi bu işin sanatkarlarından. "Hangi poz nasıl çekilir? ", "En iyi stüdyo nasıl olur? ", "Hangi baskı nasıl yapılır? " ve daha pek
çok sorunun doğru cevapları kendisinde tecrübe ile sabit.
Tabi ki bu uzun süre içerisinde pek çok başarıya da imza atmış. Örneğin, İstanbul anadolu yakasının ilk baskı cihazlarından
birini -minilab- faaliyete geçirerek adını her yere duyurmuş. O zamanlarda minilab cihazları bu günkü gibi değil tabi ki. Bir de üstüne üstlük bu cihazların ruhunu
öğrenmiş. Cengiz Bey'in stüdyosuna uğradığınız zaman, teknik servis odasının sağına soluna iyice bakabilirseniz, yaklaşık 40cm-50cm uzunluğunda oldukça
eski bir tornavida sizin de gözünüze çarpacaktır. İşte bu tornavida o eski günlerin hatıralarından birisidir.
Artık herşey gibi baskı cihazlarının da teknoloji ile birlikte hızla değişim geçirmesi, o eski tornavida günlerini de kapatıp
küllendirmiş.
Cengiz Bey bizim en eski müşterilerimizden. İlk müşterimiz dersek yalan olur ama ilklerin müşterisi dersek kesinlikle yalan olmaz.
Pek çok Lodos ürününün altında ilk sürümlerin ilk kullanıcısı olarak Cengiz Bey'in yani Sedef Color'un imzasını bulabilirsiniz.
Şu anda dijital fotoğraf teknolojileri konusunda Lodos'un ürün yelpazesinde olup da Sedef Color'un kullanımı dışında kalmış hiçbir ürün
yoktur. Bu anlamda da kendisine derin teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Cengiz Bey'in taa eskilerden gelen bir merakıdır balıkçılık. Ben kendisinin sabahın bir saatinde, hatta geceden tekne ile balığa
çıkıp, adını bie duymadığım kilolarca balıkla karaya ayak basışına defalarca şahit olmuşumdur. Bizzat gözümle görmemekle birlikte,
her gün, o sabahki karaya ayak basışını yeni bir heyecanla, "Benim için küçük bir adımdı, ama Türk balıkçılığı için dev bir adım." edasıyla anlatışını
çok dinlemişimdir.
Fotoğrafçılığındaki yenilik arayışı ve yeniye ilgisini, balıkçılıkta da aynen ortaya koyuşundan kendisinin karakteri gereği yenilikçi
bir insan olduğunu çıkartabiliyorum.Hatta ben bu yazıyı kaleme alırken Cengiz Bey stüdyosunu yıktırmış yeni baştan inşa ettiriyordu.
En son yılların tekne balıkçısı Cengiz Bey'i bilgisayarının başında, su altı çekimleri izlerken yakaladık. İtalyan
bir dalgıç, deniz altındaki zıpkınla balık avlama maceralarını kamerayla kayda geçmiş ve meraklılarının beğenisine sunmuştu. Eeee, Cengiz Bey'de meraklısı
tabi ki. Bu görüntüleri izlerken Cengiz Bey'in gözlerini görmeliydiniz.
Görüntüler sona erdikten sonra Cengiz Bey bana doğru dönüp kullandığı ifade aynen şöyleydi "Kürşad! Sen de gördün mü?"
"Elbette gördüm ama ne olmuş ki ?".
Ne olduğunu ise aradan geçen kısa bir süre içinde anladım tabi ki. "Cengiz Bey artık bir dalgıç !!!". Evet, evet. Yanlış
duymadınız. O artık bir dalgıç. Kendisine özel balık adam kıyafetleri ile, paletleri ve gözlüğü ile, tüpsüz dalan bir dalgıç.
Eskiden kilolarca balıkla karaya ayak basan Cengiz Bey'in bu günlerde kaç kilo balık avladığını bilemiyorum, en kısa zamanda
bunu da öğreneceğim. Ama o artık balıkları olta ile avlamıyor.
Ve nihayet bu hikayenin Lodos'u ilgilendiren ve sitemize ana sayfadan girmeyi hak eden kelimelerini sarf ediyor.
"Eğer Lodos'un stüdyo organizasyon sistemi ile çalışıyor olmasaydım, böyle balığa çıkamazdım."
Biz de kendisine bu övgüsü için teşekkür ediyoruz. Başarılarının devamını diliyoruz.LY
|
|
|